Okul Öncesi Dönemde Çocuklarda Uyum Süreci

Güven duygusunun temelleri, anne-bebek arasındaki iletişimle başlar; dış dünyaya dair izlenimleri, anne-babanın yansıttığı duygularla devam eder. Bu yüzden çocuk için en güvenli alan, ebeveynlerinin yanıdır. Anaokuluna yeni başlayacak öğrenciler için okul, genelde kaygı verici  bir ortamdır. Çünkü, çocuğun ilk uzun ayrılığıdır. Bu nedenle anaokuluna başlayış, çocuğa belirsizlik ve ayrılık kaygısı yaşatır. Çoğunlukla aşırı koruyucu ve aşırı hoşgörülü ebeveyn tutumlarıyla yetişen çocuklarda bu durum daha yoğun yaşanır.

Uyum sağlama konusunda yaşanılan problemler sadece anneden ayrılma zorluğu değildir. Günümüz ebeveynlerinin çoğu çalışan anne babalar. Dolayısıyla çocuklar, bakıcı veya anneanne/babaanne bakımıyla büyüyerek, anne-baba ayrılığını gün boyu yaşıyorlar. Ancak bu ayrılığı çocuklar tanıdık ortamlarında, güvenli hissettikleri alanda, kendi oyuncaklarıyla vakit geçirerek yaşıyorlar. Okula başlandığında, bu güvenli ve tanıdık ortamı çocuk bulamıyor. Okul, başka çocukların bulunduğu, oyuncakların paylaşıldığı bir ortam oluyor. Okul öncesi dönem çocuklarının okulla tanıştıkları yaşlar, ben merkezci oldukları dönem olduğundan bu sürece uyum sağlamaları zaman alabiliyor.

İlk defa anne babasından ayrılacak olan çocuğun uyum sürecindeki tepkileri bireysel farklılıklar göstermekle birlikte; okula gitmeyi reddetme, öfkeli davranma, bir süre okula devam ettikten sonra okula gitmek istememe, ağlama krizlerine girme, anne babayla olan iletişimde reddedici davranma, inatlaşma gibi davranış problemleri yaşanabilmektedir. Çocukların kaygı düzeylerine bağlı olarak, sabah uyandığında karın ağrısı yaşama, kusma, yüksek ateş, gece alt ıslatma gibi psikosomatik belirtiler de ortaya çıkabilmektedir. Ancak sorunların bir aydan fazla sürmesi durumunda uzman desteği alınması önerilmektedir.

Anaokuluna başlama süreciyle birlikte çocukların, dış dünyayla olan etkileşimleri artmaya başlar. Çocuklar için okul, zamanla aile dışında kendilerini güvende hissettikleri ikinci güvenli alan haline gelir.

Çocuğun Uyum Sürecinde Aileye Öneriler:

  • Anaokuluna başlamadan önce okulu tanıtma, okul bahçesinde ve içerisinde vakit geçirmesine izin verme, öğretmeniyle ve idarecilerle tanıştırma çocuğunuzun kaygılarının azalmasında uyum sürecinde destekleyici olacaktır.
  • Okul tanıtımını yaptıktan sonra gideceği okulun nasıl bir ortam olduğunun çocukla paylaşılması: Anaokulunun her gün gidilmesi gereken oyunlar oynandığı, arkadaşlar ve yeni bilgiler edinildiği, şarkılar öğrenildiği bir yer olduğu anlatılmalı ancak abartılı veya olmayan bir şeyin varmış gibi bilgileri verilmemelidir. Aksi durumda çocuk kendisine anlatılanlarla, okula gittiğinde aradığını bulamadığında hem ebeveynleriyle güven ilişkisi zedelenecek hem de okulla kurmaya çalışılan bağ bozulacak ve okulla sağlıklı bir güven ilişkisi kurulamayacaktır.
  • Okul saatleri çocuğun anlayacağı şekilde konuşmalıdır. Çocuğa söylenen zamanda okuldan alınması, çocuk ile ebeveynleri arasındaki güven ilişkisinin zedelenmemesi adına önemlidir.
  • İlk hafta çocuğunuzun yeni ortama güven duyması açısından öğretmenlerin önerileri doğrultusunda anne/baba veya diğer bakım veren kişilerden biri (tek kişi) okulda belli bir süre kalabilir. Bir haftadan fazla çocuğunuza eşlik etmemeniz alışma süreci açısından önemlidir.
  • Okula bırakırken vedalaşma sırasında, “ağlama bugün sakın” gibi uyarılardan kaçınınız. Uyarılar, okula karşı tepkili yaklaşımını pekiştirmekten başka işlevselliğe sahip olmayacaktır.
  • Vedalaşma süresinin kısa tutulması ve kucakta okula getirilmemesine özen gösterilmelidir. Aksi takdirde alışma sürecindeki çocuğun, ebeveynden ayrılmak yerin daha çok ebeveynine sarılmasına ve ayrılmamasına yol açacaktır.
  • Çocuğunuzun okula gitmesi için verilen ödül diyetanımlanan rüşvetlerden kaçınılması diğer dikkat edilmesi gereken önemli bir konudur. Okula gitmesi için verilen rüşvetler, sadece birkaç hafta işe yarayacaktır. Sonrasında okula gitmeyi reddedeceği gibi, zaman içinde sorumluluklarını yerine getirmek için bile istediği şeylerin yapılması ve alınması konusunda ısrarcı olmaya başlayacak, istediği yapılmadığı takdirde çocuğunuz da yapmamayı tercih edecektir.
  • Çocuğunuzun hastalık gibi önemli bir durumu olmadıkça okula gitmesi, okula uyum sürecinde son derece önemlidir.
  • Çocuklar, düşüncelerini yetişkinler gibi sözel olarak ifade edemezler. Kendilerini davranışlarıyla ortaya koyarlar. Ebeveynlerini de davranış ve mimiklerinden anlamaya çalışırlar. Eğer siz de çocuğunuzdan ayrılmaya hazır değilseniz veya çocuğunuzu mutsuz okula bıraktığınız için suçluluk duyarsanız ve çocuğunuzdan okul saatleri boyunca ayrı kalmak kaygı verici olursa, çocuğunuz sizin davranışlarınızdanbirtakım durumların yolunda gitmediğini anlayacaktır.
  • İlk günlerde çocuğunuza, okulda neler yaptığına veya ne yediğine dair sorular sormamak ve soruları üstelememek, çocuğunuzun uyum sağlaması açısından önemli bir faktördür. ”Neler yaptın bugün?” şeklinde sorup kendisinin anlatması beklenmelidir. Uyum sürecinde, rehber öğretmen ve sınıf öğretmeni ile işbirliğinde olmanız, sizlerin de kaygısını azaltan bir güven ilişkisini ortaya koyacaktır.
  • Çocuğunuz özellikle uyum sürecindeyken, okula birlikte geldiği kişiden ayrılmak istemez, ebeveynin bacağına sarılarak ebeveyninin gitmesine izin vermeme durumları yaşanırsa, daha az bağlanma gösterecek ve daha kararlı duruş sergileyecek kişiyle çocuğun okula getirilmesi sağlanmalıdır. Okula bırakacak kişinin bilgisi çocukla muhakkak önceden paylaşılmalıdır.
  • Uyum sürecinde, çocuğun kaygılarında hafta başından hafta sonuna doğru azalma olmaktadır. Ancak hafta sonundan sonra uyum sorununda tekrar yükselme olabilir. Bu normal bir süreçtir. Kaygısının bir ölçüde azalmasını desteklemek üzere sevdiği bir oyuncağı yanında götürmesine izin verilmelidir. Bakım veren kişilerin kararlı, sakin ve net tutumunu devam ettirmesi uyum sürecini destekleyecektir.

Çocuk ve Ergen Psikoloğu/Rehber Öğretmen
Pınar Yüksel Aksu